Bayram mı?
'Küçükken' diye başladığım her cümle canımı yakmaya başladı. Geçmişe özlem mi acaba ?
Bi bayram daha geçti akıp gitti avuclarimizdan, eskiye özlem hasret daha bi arttı sanırım.
Şu an yazmaya çalışıyorum ama yazacak bir kelime bile bulmakta zorlanıyorum. Bu bile ne kadar duygusuz ve hissizlestigime örnek.
Ve resme de bakınca uzun uzun, çocukluğumun bayramları geliyor aklıma. Hani o daha gecesinden saatleri dakikaları saydığım sabah olsun diye hemen uyumak istediğim ama heyecandan uyuyamadığım. Kafamda çizdiğim akraba ziyaretleri krokisi ev ev dolastirirdi beni daha yataktan çıkmadan:) Sonra sabah olurdu bi şekilde çıkar gezerdim en güzel giysiler benimdi. Her çocuk öyle düşünürdü zira. Ve öyleydi de.
Öğlene kadar gezer akraba tanıdık Kim varsa uğrar resmen birkaç saatte aşırı dozda akraba zehirlenmesine maruz kalırdım. Bolca el öper harçlık umarım büyüklerden. Onlar daha bi güzel şeker verir di. Buralarda adam şekeri denirdi biz çocukken şimdi ne denir bilmem. Onları ceplere koyardım. Kıyamazdım poşete atmaya. Öğlen olur eve gelir az bi yemek yer ve anneme verirdim topladığım Bütün adam sekerlerini. Güzel bi yere saklamasini tembih ederdim. Sonra alır posetimi bi hışımla konu komşu mahalle Kim varda kapı kapı gezer zillere basar Kürtçe Türkçe ve çocuk dilimin döndüğü en tatlı lisansa iyi bayramlar dilerdim. Bazen kendimi aşar ufak çaplı maniler de dizerdim Tabi. Her kapıdan ayrilisimda biraz daha dolardı torbam. Bazı sokaklarda arkadaşlarla karsiladirdik. Bilgiler alırdık. Falanca evdeki kadın iki şeker veriyormuş. Ne sevinç :)) hışımla koşar basardim Zile calardim üstüne kapıyı heyecanla beklerdim sekeri. Alır giderdim.
Ülkenin doğusunda yaşıyor olmak bir çok handikapin yanında. Havanın erken kararmasini da getiriyordu. Ve hava kararınca şeker toplanmazdi. Bu bir yazısız çocuk kuraliydi. Her kes bilir uygular ve kimse bozmadı. Evlere cekilirdik bizde o zamanlar. Sonra şeker sayardik tane tane. Emek ti hepsi. Kapı kapı toplanmıştı zira. O kadar güzeldi ki. Anlatınca bile mutluluk veriyor insana.
Sonra büyüdük, yada büyümek zorunda birakildik. Kural belliydi. Büyükler şeker toplayamazdi. Adam olmakla çocuk olmak arasında. Adı konmamış bir ara türdük o zamanlar. Sonra adam olmayı öğrendik yavaş yavaş ve bu iyi bişey değildi galiba.
Tanrım kimse bize söylemedi büyümenin acı çekmekle eşdeğer olduğunu. Mutluluktan uzak durmak. Dilediğin gibi kahkaha atamayip saklambaç oynayamamak olduğunu kimse söylemedi. Resmen hayatımın yitik yillariydi.
Ve şimdi ise otoyol yıllara bile özlemle bakacagim bir hiçlik ve duygusuzluk yaşıyorum.
Evet bi bayram daha geçti. Ve ben bir tek şeker yemedim. Dayimlarda uzatılan şekeri red ettiğim zaman fark ettim bunu. Bu benim mutlulugumdu. Ne cileler çektim ben bunları toplamak için. Sindi ise oturduğum yerden red ediyorum. Tanrım sen bilirsin ama. Gerçekten büyümek salaklikla es değermiş. Ve bu gün yine aynı durgun ve hissiz Geri kalan 364 günden biriydi. Yaşanmış ve yaşanacak olan Geri kalan günlerle es değer bi mutsuzluk günüydü. Büyüdüm lanet olsun. Şeker red edecek kadar büyüdüm.
Ama farkında olmak ta zararın bi yerde sona ermesi gibi bişey sanırım. Umarım siz de fark edersiniz. Ve her ne kadar buyusenizde. Ve hatta benim ki gibi salaklikla eşdeğer bi büyüme olsa da bu. Umudumuzu yitirmeyelim. Bedeni büyük ruhu çocuk. Şeker gibi insanlar olalım.
Şeker tadında ve çocuk ca bir ruhla kalmanız dileğiyle. Seviyorum sizi insanlar. Siz de sevin geriye kalan her kesi ✋✋✋

Yorumlar
Yorum Gönder